4 Mayıs 2015 – İlaç Gibi Bir Kitap – Masal Terapi

Judith Malika Liberman’ın Masal Terapi kitabını okuyorum.

Liberman okura, bu kitabı bir pusula olarak kullanmasını önermiş. “Kafa karışıklığı yaşadığında, kararsızlığa düştüğünde, kitabı eline al, herhangi bir sayfasını aç ve oku, okuduğun bölüm üzerine düşün, mutlaka kafanı kurcalamakta olanlara dair cevapları bulacaksın,” demiş. Bu benim de sık sık başvurduğum bir metot aslında. Yani ben de kafam çok karışık olduğunda (ki sık sık yaşarım bu hissi) herhangi bir kitapçıya girer, ilgimi çeken herhangi bir kitabın herhangi bir sayfasını açar ve okurum. Genelde, aradığım yanıt o satırlar arasında karşıma çıkar. Enteresan ama bir şekilde gerçekten işe yarıyor. Deneyin, görün.

Masal Terapi’yi de bu şekilde, yazarın önerdiği yöntemle okumaya karar verdim. Önce düşüncelerimi topluyorum, içime bir bakıyorum, o anda aklımı kurcalayan ne, buluyorum, sonra odaklanarak herhangi bir masalı okuyorum. Aradığım yanıt, masalın içindeki önermede gizli oluyor (ki yazar masalın önermesini de her masalın sonunda, ayrı bir bölümde açık ve net veriyor size)

Masal seçerken kafamdaki soru şuydu: Hayatta ne yapmalıyım? Doğumdan sonra kendimi yine kaybolmuş hissettim. Koşullar değişti. İki çocuk, ailemiz büyüdü. Benim önceliklerim değişti. Yoga alanında yürümeye devam edebilecek miyim, bu ailemiz ve benim için en doğru yol mu? İki çocuk ile bu alanda çalışabilecek miyim (akşam saatlerinde ve haftasonları çalışmam ailemi zorlar, ama yoga derslerine olan talep genelde bu saatlerde -mi acaba? -) Bu alanda çalışarak aileme ve kendime ne kadar katkı sağlayabileceğim? Yoksa, turizme geri mi dönmeliyim? Bu şekilde ailem ve kendim için daha yüksek katkı sağlayabilir miyim? vb..

İlk okuduğum masalın önermesi ise aynen şöyle: Odaklan, kendini ada!.. İster büyük, ister küçük TEK birşey bul, ona odaklan, vazgeçme, zihninin dağılmasına izin verme. Bir öğretiden diğerine geçme. Hiçbirinde, ancak zaman, sabır ve tekrarla oluşabilecek derinliği ve zenginliği göremezsin.

Ee ne diyorsunuz… CUK!

Şimdi nasıl olur da inanmam kitaplardan, masallardan fal tutmaya?

Masallarıın sonunda yazar sana birtakım alıştırmalar da veriyor. Benim seçtiğim masalın sonundaki alıştırma şöyleydi: bu kitaptan herhangi bir sayfayı seç ve o sayfadan kendine bir mantra seç. Uyguladım, benim mantram şu oldu: “Bugün günü kurtardım, yarın da günü kurtarırım.” Önceki yazılarımdan hatırlarsınız, endişe kumkuması hallerimi, gelecekte takılı kalmış zihnimi… Bu mantra gerçekten benim mantram!..

İşte, bugünün masalı, önermesi ve mantrası böyleydi. Eve geldim, Timur’un uyuduğu yarım saatlik zaman dilimini fırsat bilerek yoga matıma gittim.

Son zamanlarda mattaki halim çok komikti. Pratiğim Yoga’nın çok uzağındaydı, farkediyordum. Öncelikle zihnim inanılmaz meşguldü. Adeta milyonlarca parçaya bölünmüş gibiydi. Bir parçası, “şimdi Timur uyanacak,” diye takılmış, mantra gibi zihnimde bu cümle dönüp duruyordu. O zaman işe acele karışıyordu tabi. Bir an evvel yoga yapmalıyım. Bir an evvel ağrıyan, kasılmış yerlerimi gevşetmeliyim, bir an evvel… Aa, bir bakıyorum, nefes yok, pozlar var, nefes yok. Tık nefes… Zihnim, düşünce salatası, tam bir pazar yeri.

Bu kez mata giderken kendime şöyle dedim: “Tuğçe, odaklan, kendini ada! Dün de günü kurtardın, bugün de, o halde yarın da günü kurtarırsın, hiç takılma!..” İşe yaradı, işe yaradı :) Pozlarda en az beş nefes durarak, gevşek merkezi, uzama ve genişlemeyi araştırarak uyguladığım pratiğim bana ilaç gibi geldi…

Yoga seni seviyorum…

Bu yazı Günlük kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.